Editör'ün Seçtikleri Köşe Yazıları Manşet

Gazeteci Hilal Yıldırım ve Tokat’ın sorunları

Tokat, Tokatlıların cehennemi olmaya devam ediyor

Tokat Gazetesi’nden Hilal Yıldırım Tokat’ın sorunlarını ele alan başarılı bir habere imza atarak, vatandaşla yaptığı söyleşileri ve bu söyleşiler sonucu elde ettiği saptamaları “Tokat’ın Sorunu Sorunların Kabullenilmesi başlığı ile gazetesine taşıdı.

Dişe dokunur haberlerin yapılmadığı bu günlerde, Tokat için yaşamsal derecede önemli bir yaraya parmak bastığı için Hilal Hanımı yürekten kutlarım.

Bu vesile ile Tokat Gazetesi’ne yeni bir çehre kazandırmaya çabalayan ve gazetecilik mesleğinden gelen, İmtiyaz Sahibi Fatih Kılıç’a da başarılı bir yayın hayatı dilerim.

Gelelim Hilal Hanım’ın söyleşi-haber tadındaki saptamalarına…

Söyleşiye katılan ve Tokat’ı yönetenlerden umudunu yitirmiş bir vatandaş, “Mahallenin davulcusu olmaya gerek yok, susma hakkımı kullanıyorum” demiş ama ben gönüllü olarak mahallenin davulcusu olayım ve bu haber-söyleşiyi neden önemli bulduğumu anlatayım.

Hilal Hanım’ın bu haber-söyleşisinden de anlaşılıyor ki,  “gelişen ve değişen Tokat” söyleminin aksine, artan işsizlik ve kira fiyatlarını saymazsak, 2013 yılından bu yana Tokat’ta değişen bir şey yok.

Evveli de var ama neden 2013 yılından bu yana derseniz,  TUDER olarak 2013-2014 yılları arasında bir saha çalışması ve vatandaşlarla muhtelif odak grup görüşmeleri yapılmış ve sonuçları bir rapor haline getirilmiş, öneriler ilgililerle paylaşmıştı.

Tabii özellikle kamu ve yerel yönetim birimleri daha çok bol gürültülü, popüler, şenlikli, oya ve kariyere tahvil edilebilecek işlerle uğraşmayı tercih ettikleri için, toplumun bu tür sorunları ile uğraşmayı zaman ve kaynak israfı olarak görmüşlerdir.

Elbette Tokat Belediyesi tarafından şehre yapılan fiziki yatırımları görmezden gelmiyoruz.

Ancak, gerek Hilal Hanım’ın gerçekleştirdiği haber-söyleşi, gerekse TUDER olarak yapılan saha çalışmaları ve odak grup görüşmelerinin sonuçları, şehrin fiziksel yapısından daha çok, insan alt yapısına değer verilmesi gerektiğini göstermektedir.

Evveli de vardır demiştim ya, bu konu 2006 yılında yayınlanan “Yeşilırmak Havza Gelişim Projesi Bölgesel Gelişme Ana Planı’nda da yer almıştır ve ne yazık ki, 2006 yılından beri değişen hiçbir şey yoktur.

Bakınız, Hilal Hanım’ın aşağıda yer alan ve “aidiyetsizlik” olarak tanımlayacağımız şu gözlemi Tokat’ın en büyük ve en temel sorunudur.

Ortak kanı Tokatlıların sorunları kabullenerek, sinesine çekmesi, Tokat’ta eleştiri kültürü olmaması ve sorunların karşısında beklentinin düşük olması… Bir diğer neden ise bürokratların Tokat noktasında bir araya gelmemesi. Seçim dönemlerinde Tokatlılarla buluşulması, kalan dönemlerde Tokat’ın yok sayılması. Tokat’ın sorunlarının kısa özeti; Tokatlının sorunlar karşısında beklentisinin düşük olması ve bürokratın da bundan güç alarak sorunları sorunlu bırakması olarak gözlemlendi. Tokat’ta sorunlar var, sorunlar sorun olarak algılanmayınca ortada sorun da kalmıyor.”

Çok üzücü ama tüm araştırma sonuçları bize şunu göstermektedir.

Mazisinin ihtişamını bilmeyen, yaşadığı coğrafyayı ve kendisini tanımayan, valisi, milletvekili, belediye başkanı, siyasetçisi, bürokratı ve dostları gücenmesinler diye sıkıntılarını, şikâyetlerini, küfür, beddua ve dedikodu ile saklamaya çalışan bir insana dönüşmüştür Tokat’ın insanı.

Evet, mazisini bilmeyen, yaşadığı coğrafyayı tanımayan Tokatlı, Tokat’a da sahip çıkmıyor.

Bu çok doğal! Çünkü dünyanın neresinde olursa olsun, insanlar tanımadıkları hiçbir şeyi sahiplenmiyorlar. Sahiplenmedikleri için de şehirleriyle ilgili sorumlu ve katılımcı uygulanabilir modeller yaratamıyorlar, paydaşlar tarafından iyi niyetle yaratılan modeller içinde de yer almıyorlar.

Bu nedenle, kamu yönetiminden umudu kestik, hiç değilse yerel yönetimlerin Tokat toplumunun Tokat’ın gelişimine ve sürdürülebilirliğine katkı vermelerini sağlayacak, toplumsal sorumluluk oluşturacak aidiyet çalışmaları üzerinde yoğunlaştırmaları gerekmektedir.

Hilal Hanım bunun saptamalarını da yapmış.

Kaldırım işgalleri, eleştiri kültürünün oluşmaması, eğitimle öğretimin birbirine karıştırılması, hiçbir sosyal etkinliğin olmaması (bu arada Tokat merkezin geleneksel hale getirilmiş ulusal ya da uluslararası tek bir etkinliği yoktur), yeşil alanların yok edilmesi (Irmak boyunca yeşillikler üzerinde semaver ve mangal yapan kent görgüsüzleri), sağlıksız içme suyu,  özel halk otobüslerinde ve trafikte çekilen işkenceler, liyakate dayalı olmayan atamalar ve bunun getirdiği olumsuzluklar, israf vs.

Bir de fiziksel alt yapı sorunları var ki; yılan hikâyesine döndü.

Şehrin gelişi için gerekli ulaşım sorunları; (Tokat-Niksar-Ünye, Amasya-Zile-Pazar-Tokat karayolu), havaalanı, Tarımsal sanayinin hayata geçirilememesi (Tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi) bunlardan sadece birkaçı…

****

Bu şehir için sağduyunun kalesi biz Tokatlılarız, bunu ne zaman fark edeceğiz.

Değerli okurlar, Tokatlılar yaşadıkları coğrafyayı tanımıyorlar dedim ya… Tokatlılar kendilerini de tanımıyor!

Çünkü gerçek bir Tokatlı hırlaşmaz, konuşur. Maruz kalmaz, seçer. Tokatlı kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişidir. Tokatlıyı iyi bir Tokatlı yapan, uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir anlama merakına sahip olmasıdır.

Tokatlı günlük tepkilerle değil, günlük tepkileri kontrol altında tutan hedef ve eğilimlerle yürür.

Bu şehirde yaşayanlar, bu şehirde belli bir zaman aralığında hizmet yapacak bürokratlardan medet ummaz.

Bu kuyrukçu anlayış, Tokat’ta tüm alanlarda kalkınmanın önünde bir set oluşturmuş ve bu memleket insanının düşünce yapısına leke bulaştırmıştır.

Belki daha öncesi de vardır, yaklaşık 24 yıldır, bahaneler üreterek Tokat’ı boğup durduk.

Artık “ama” diye başlayan cümleler kurmaktan, bir mazeret, kılıf aramaktan ne zaman vaz geçeceğiz?

Tokat’a kısa süreliğine güya hizmet etmek için gelenleri çözüm olarak görmekten ne zaman vaz geçecek, somut durumun somut tahlilini ne zaman yapacağız?

Asıl dudak bükmemiz gereken konunun bu anlayış olduğunu ne zaman kavrayacağız.

Her gelen valinin kendi bakış açısıyla kurmaya çalıştığı çelik-çomak oyununu oynamaktan ne zaman vaz geçeceğiz?

Tarihten, geçmişten ders almak,  bu şehrin gelişim mücadelesi için zorunludur.

Aklı kullanmayan, bilimi reddeden, gerçekçi olmayan sözde etkinliklerle oyalanmayı bırakıp, “bunlar birer proje değildir. Artık zamanımızı çalmayın, kaynağı rasyonalite olan hayallerimizi yıkmayın” diye ne zaman haykıracağız?

Bu devran böyle sürüp gidecek mi? Şehrimize kısa süreliğine gelen yöneticilerin  “kendi bakış açılarını topluma dayatmasının bize kaybettirdiklerine hala itiraz etmeyecek miyiz?

Aynaya bakmayacak mıyız? Kuldan bireye geçişimizi tamamlayarak ve meselenin siyasi sebeplerine, siyasal atmosfere, var olan iklime takılmayarak, ekonomik ve sosyal sebeplerine odaklanmayacak mıyız?

Yüksek makamlarla yakın olmanın cazibesine göre hareket eden bir “güruh” olmaktan ne zaman kurtulacağız?

Bu şehir için sağduyunun kalesi biz Tokatlılarız, bunu ne zaman fark edeceğiz?

Related posts

İşaret dili kursu’na ilgi her geçen gün artıyor

Tokattan Haber

15 Temmuz Şehitler Anıtı’nın açılışı

Tokattan Haber

Spor Tokat 1 .Uluslararası Topçam Judo Turnuvası

Tokattan Haber

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir