Editör'ün Seçtikleri Köşe Yazıları Manşet Tokattan

GELİŞMİŞLİĞİN ÖLÇÜSÜ NÜFUS VE KONUT ARTIŞI MIDIR?

Kesinlikle değildir!

Nüfus ve konut artışının tek başına neden gelişmişliğin ölçüsü olamayacağına geçmeden önce, bu konuya değinmemin nedenini açıklayalım.

Tokat’ta yaşayan hemen herkesin bu günlerde bilbordlarda gördüğü afişlerin konusu; Tokat’ taki nüfus ve konut artışı ve bu artışların Tokat’ın gelişmesi nedeniyle ortaya çıktığının vatandaşımıza aktarılması…

Keşke öyle olsaydı. Keşke bal bal demekle ağız tatlansaydı.

Nitekim daha 24 saat geçmeden, Tokat Belediyesi’nin “Bölgedeki en ucuz ve temiz suyu Tokat kullanıyor” açıklaması, bölgedeki başka bir belediye tarafından yalanlandı.

Kimilerine göre eleştirilecek yanları olsa da,Tokat Belediyesi’nin başarılı icraatları ortada iken, bu başarılı icraatları gölgeleyen ve tepkisel davranışların doğmasına yol açan bu tür yaymaca (tanıtım/propoganda) çalışmaları hangi aklın ürünü anlaşılır gibi değil.

Daha önce de buna benzer afişler gösterime sokulmuş ve üzerinde bir ciltlik kitap yazılabilecek “Tokat Gelişimi Yaşıyor” sloganı, “Tokat Değişiyor”, “ Tokat Gelişiyor” a dönüştürülmüştü. Çünkü bir şehrin gelişimi yaşaması ile değişmekte ve gelişmekte olduğu aynı şey değildi, anladılar.

Konumuza dönersek, bir şehirde nüfusun ve konut sayısının artması, o şehrin geliştiği ya da gelişmekte olduğunu göstermez. Hatta biraz daha ilerisini söyleyelim, bir şehre yapılan fiziki yatırımlar bile, tek başına o şehrin gelişmişliği için ölçü değildir.

Örneğin bir şehre alt-üst geçit, yollar, lüks konutlar vs. yapabilirsiniz. Ama bunları paranız varsa bir köye de yapabilirsiniz. Ancak bu yaptıklarınız o köyü kent yapmaz.

Keza eğer nüfus artışı gelişmişliğin ölçüsü olsaydı, Bangladeş, Sudan, Kenya gibi ülkeler “geri kalmış ülkeler” sınıfına girmezdi.

Bir şehrin gelişmişliğinin ilk ölçüsü “kentleşme” sidir.

Ne yazık ki Tokat hala “şehir” tanımından çıkıp, “kent” tanımına girebilmiş değildir.

Çünkü kentleşme, modern yapıların ve nüfusun artmasıyla değil, insanların kentleşmesiyle başlar.

Kırsaldan aldığınız göçle “Tokat’ın nüfusu artıyor, Tokat gelişiyor” diyorsanız, bırakınız bu konudaki ilmi saptamaları ve doğabilecek tehlikeleri,  daha şehrinizi bile tanımıyor, kırsaldan kaynaklanan göçün, bu şehirde zaten var olan “kent görgüsüzlüğünü” daha da artırdığını dahi fark etmiyorsunuz demektir.

Tokat merkez;  ne yazık ki, toplumsal sorumluluğun olmadığı, yerlerde süründüğü bir şehirdir ve bu sorun gittikçe de büyümektedir. Bu veriye dayalı bir saptamadır. Kaldı ki, bu saptamanın ne kadar doğru olduğunu, bu şehirde sabahtan akşama, sadece GOP Bulvarı ile ırmak kenarında gezerek dahi gözlemleyebilirsiniz.

GOP Bulvarı’ nda ikinci hatta üçüncü şeride, engelli yaya geçidine araçlarını park edip giden sorumsuz sürücüler, Yeşilırmak kenarında bırakınız mangal ocağını, çimenlerin üzerinde iki tuğla arasında ateş yakıp mangal yapan insanlar, yediklerini  ve çöplerini ırmağa ve yola boca etmekte sakınca görmeyen görgüsüzler, yayaların yürüyüş yapmaları için ırmak kenarına yapılan koşu/yürüyüş yolunda motosiklet sürenler, bindikleri halk otobüsünde arka kapıdan değil, önden inmek için ısrar edenler, yapılan akıllı kavşaktaki yönlendirmelere aldırmayıp kural ihlal edenler, U dönüşü yapanlar, şehrin göbeğinde oturup da hala asansör kullanmayı bilmeyenler, saymakla bitmez.

Üstelik bunlar uç örnekler ya da sıra dışı olaylar değil, her gün, her an yaşanan olaylar.

Bunlar neden yaşanıyor dersiniz?

Çünkü bir yerleşim yerinin kentleşmesi ile o yerleşim yerinde yaşayan insanların kentleşme kavramına sahip olmaları aynı şey değildir.

Asıl olan bir yerleşim yerinin kentleşmesi değil, o yerleşim yerinde yaşayan insanların kentleşme kavramına, bilincine sahip olmalarıdır.

Örneğin kentleşme; lüks ve çok katlı binalar yapmak ve bu konutların sayısını artırmak değildir. Doğa dostu, az katlı yeşil evler yapmaktır. AVM’ler açmak değil, yerel pazarları canlı tutmaktır.Belediye stratejik planını BAG  ve YEK yaklaşımıyla hazırlamaktır vs.

Ancak ne yazık ki bazı belediyeler, tüm sorunların anası ve kentsel gelişimin önündeki en büyük engel olan “toplumsal sorumluluğun oluşturulmasına” yönelik çalışmalar yapmak yerine, popülaritesi yüksek, bol gürültülü, şenlikli,  belediye başkanını parlatacak işler peşindeler.

Yazımın başlarında “Bir şehrin gelişmişliğinin ilk ölçüsü “kentleşme”sidir dedik ya, bu konudaki gelişmişlik seviyesinin göstergesi ise, eğitim seviyesinin  yüksekliğiyle ilgilidir.

Burada sözünü ettiğimiz eğitim, “öğretim” değildir.  Zira insanların yüksek öğretim görmüş olmaları, onların eğitimli insanlar olduğunu göstermez.

Öğretim sınıfta biter, eğitim ise ölünce sona erer.

İkisinin arasındaki fark şudur; Öğretim görmüş insan maytap gibidir. Çok fazla ışık verir ama hemen söner. Onunla sokağınızı aydınlatamazsınız. Eğitimli insan ise kandil gibidir. Uzun süre ışık verir üstelik kendini tüketerek. Yani kalıcılık (eğitim), parlaklıktan (öğretim) daha önemlidir.

Hatta daha iyi anlaşılması için biraz daha ilerisini söyleyeyim, bir insan ümmi bile olabilir. Yeter ki irfan sahibi olsun.

İşte ancak böyle insanların oluşturduğu bir kentte nüfus (ki o nitelikli bir nüfustur); o kentin ekonomik ve kültürel etkinliğini, üretkenliğini, dünyadaki etkinliğini doğrudan etkiler.

Buyurun size gelişmişlik seviyesi konusunda performans göstergelerimizi iyileştirmek zorunda olduğunuz mis gibi başka bir parametre; çevre ve atık bilinci…

Yaşadığımız hayat tarzı, çevreye nasıl bir etki yapıyor? Kışın ne yakıyoruz? Kişisel araç yerine toplu taşımayı kullanarak karbon emisyonunu düşürüyor muyuz? Bisiklet yolları yapıp, bisiklet sürmeyi teşvik ediyor muyuz? Çöplerimizi ayrıştırıyor; örneğin camları cam kutusuna mı atıyoruz? Ya da piller; ambalaj atıkları; vs.

Farklı atıklar için farklı renk çöp poşeti uygulaması şehrimizde yaygın mı? Varsa geri dönüştürülen atıklarımızın toplam oluşan evsel ve endüstriyel atığa oranı nedir? En basitinden belediyede, ofislerimizde, kağıtlar ayrışıyor mu? Sokaklarımızda yeterli sayıda “el çöpü” kutuları mevcut mu?

Kentsel gelişme adına, ne kadar alanlık bir doğayı tahrip ediyor, ve bunun yerine ne koyuyoruz? (Örneğin Yeşilırmak rekreasyonu)

Yani kısaca, hızla tükenen kaynaklarımıza karşı Tokat Belediyesi olarak nasıl tedbirlere yöneldik?

Bu gelişmişlik göstergeleri üzerine daha çok şey söylenebilir.

Ama şimdilik sadece şu kadarını söyleyeyim; nüfus ve konut artışı tek başına gelişmişliğin göstergesi değildir.

 

BAG: Beşeri Alt Yapının Geliştirilmesi

YEK: Yerel Ekonomik Kalkınma

(Bkz. YHBGP)

 

SONRAKİ YAZI: DİSİPLİN ALTINA ALINMAMIŞ NÜFUS ARTIŞI VE DOĞACAK TEHLİKELER

İlgili Yazılar

Başarısızlık mı dedin?

Tokattan Haber

Milletvekili Arslan: “Öğrenciler haydi okula!”

Tokattan Haber

Bahçeli’den şok uyarılar…

Tokattan Haber

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir